Hacim Arttırıcı İşlemler

Yaşlanma ile apoptoz denilen hücre ölümü ortay çıkar ve hem cilt içinde, hem de altındaki dokularda bulunan hücre sayıları azalır. Hücreler azalınca onların ürettikleri kollajen, elastin, yağ gibi dokular da azalır ve yüzde bir çökme meydana gelir. Genetik olarak bazı kişilerde yüzdeki bu erime çok daha belirgindir ve göz çevresi, şakaklar, yanaklar, ağız çevresi ve boyunca belirgin derinleşmeler ve incelmeler olur. Buna karşılık kilolu insanlarda yaşla gelen erime etkisi gözden kaçabilir. Kaybedilen hacim az miktarda ise bunu dolgu maddesi enjeksiyonları ile kolayca gidermek mümkün olur. Ama daha geniş alanlarda erime varsa çok fazla dolgu maddesi kullanmak yerine yağ enjeksiyonu yapmak daha iyi bir yaklaşım olabilir.

Dolgular

Yüzde hacim arttırmak için kullanılan dolgular çok farklı malzemelerden imal edilebilirlerse de güvenlik açısından sadece hyaluronik asit dolguları veya hidroksiapetit (Radiesse®) olanları tercih etmekte fayda vardır. Kalıcı veya yarı kalıcı dolgulardan kesinlikle kaçınmak gerekir. Zira erimeyi engelleyen kimyasal değişiklikler vücudun dolgu maddesine reaksiyon verme olasılığını çok yükseltir. Oluşan reaksiyon kızarıklık, kabarma ve hatta yara açılması şeklinde olabilir. Ancak enjekte edilen dolgu sıvı olduğu için onu dokuların arasında tamamen çekip almak mümkün değildir, kendi kendine de erimediği zaman hastanın hayatını karartan ve yüzde ciddi izler bırakan bir faciaya dönüşebilir.

Kullanılan hyaluronik asit dolguların da hepsi aynı değildir. Maddenin içindeki çapraz bağların artması etki süresini 2 yıla kadar uzatabilir ve dolguyu daha kalın hale getirebilir. Bu tür dolgular bu nedenle daha derine enjekte edilirler. Artık hemen her bölge için özel hazırlanmış dolgular vardır. Örneğin göz altı torbalarını kamufle etmek için kullanılan ışık dolgusuna bakır ve çinko eklenmiştir ve bu maddelerin verdiği kızıl yeşil röfle ile göz altındaki morlukların rengi de açılır. Dudaklar özel dolgular da vardır. Dolu maddeleri 1 veya 2 cc lik enektörlerde gelir ama etkileri bundan daha büyüktür. Bunun sebebi ise yüze enjekte edildikten sonra su çekip genişlemeleri ve yayılmalarıdır. Dolgu maddelerinin çoğunun içinde anestezik maddeler vardır. Uygulama iğne yerine ucu künt kanüllerle yapılır. Bu nedenle enjeksiyonlar genellikle ağrısızdır.


Dolgu maddeleri ile göz altı çukurlukları doldurulabilir, yanaklar daha diri hale getirilebilir, dudaklar büyütülebilir, nazolabial katlantılar hafifletilebilir, şakaklardaki çöküklükler giderilebilir. Çene hattı üzerindeki sarkmaların önüne ve arkasına enjekte edilerek sanki sarkma yokmuş gibi bir kamuflaj etkisi ele edilebilir.

Yine dolgularla burun ucunu kaldırmak veya burun kemerini kamufle etmek mümkündür.

Ancak hyaluronik asit dolguların hepsi aynı kalitede değildir. Hazırlanış sırasındaki saflık derecesine göre bu dolgularla da az da olsa reaksiyon ortaya çıkma ihtimali olur. Ama reaksiyon çıksa bile maddeyi eriten hyaluronidaz enzimi enjekte edilerek dolgu tamamen eritilebilir.

Dolgularla ilgili en büyük komplikasyon ise çok fazla uygulandıklarında yüzün şeklini ve ifadesini değiştirmeleridir. Böyle yapıldığında herkes birbirne benzemeye başlar. Çok dolgu uygulanmasının asıl nedeni yüzdeki sarkmanın doldurularak düzeltilmeye çalışılmasıdır. Bunu da genellikle ameliyat endikasyonlarını bilmeyen estetisyenler yapar. Ancak dolgu maddeleri sadece eksilen yumuşak doku kadar verilmelidir. Hem erime hem de sarkma olan kişilerde dolguyla beraber cilt sıkılaştırıcı bir işlem yapmak gerekir.

Yağ Enjeksiyonları

Eğer yüzde birden fazla alanda erime varsa yağ enjeksiyonu dolgulara bir alternatif olabilir.

Yağ enjeksiyonları göz çevresine, şakaklara, kaşlara, alına, yanaklara, nazolabial katlantılara, dudaklara, ağız çevresine, çeneye uygulanabilir.

Yağ enjeksiyonu yabancı bir doku olmaması, yaşayan hücrelerden oluşması ve kalıcı olması gibi avantajlara sahiptir. İstenildiği kadar çok bulunabilir ve kullanılabilir. İçinde mevcut mesenkimal kökenli kök hücreler sayesinde üzerindeki cildi de besleyici bir fonksiyonu vardır. Yağ dokusu enjektörle belden, karından veya diz iç kısımlarından alınabilir.

Ancak bu işlemin bir ameliyat olması en büyük dezavantajıdır. Ameliyathaneye girilmesi hatta anestezi yapılması gerekebilir. Bir diğer sorun da enjekte edilen miktarın yaklaşık yarısının 2-3 ay içinde erimesidir. Bu nedenle ikinci bir kez daha tekrarlanması gerekebilir. Ama kalan hücreler artık orada yaşamaya devam ederler. Bir başka sorun ise erimenin asimetrik olması durumunda yüzde asimetriler yaratmasıdır. Eğer hücreler hızlı kilo alan bir bölgeden alınmışsa, kilo alınca enjeksiyon noktaları da şişebilir.

Kök Hücre Enjeksiyonu

Yağ dokusu içinde mesenkimal kökenli kök hücreler vardır. Bu hücreler ihtiyaç olduğunda diğer hücre tiplerine dönüşebilirler. Damarlanmayı arttırabilirler. Kök hücreleri hücre laboratuvarlarında veya otomatik makinelerde yağ dokusundan ayırmak mümkündür. Yaklaşık 120 g yağ dokusunun işlenmesi ile 40 milyon adet kök hücre elde edilebilir. Elde edilen bu hücreler bir solüsyon şeklinde yüze yapılan yağ enjeksiyonu ile beraber kullanılabilir. Kök hücre katkısı ile yapıldığında yağ enjeksiyonlarındaki erimenin daha az olduğu gösterilmiştir. Eğer yüzde skarlı bir doku varsa, veya radyoterapi nedeni ile yıpranmalar olmuşsa kök hücreli yağ enjeksiyonları cildin kalitesini de düzeltebilir.

Bu işlem yine ameliyathanede yapılır, hücre ayıklama işi nedeni ile işlem 1-2 saat daha uzayabilir. Ayrıca yüksek maliyetlidir.